26 Mart 2011 Cumartesi

sabah-ı istanbul

herkesi kovalım bu şehirden.
vize uygulaması başlasın! başlasın!
kimseler gelmesin artık daha fazla.
evet bencilim.
hele şu shoppingfest olayına uyuz oluyorum. milyon adet insan!!! kalabalıkfobim var benim. e o zaman neden geldin istanbullara diyecek olursanız ise bu korkumdan bihaberdim ben. ne zamanki amfi1'e girdim ve 1000 kişiyi karşımda gördüm işte o an benim midemde karıncalanma, karnımda bir hamster oynaşma başladı. kalabalık gördüğüm an beynim uyuşuyor. zaten o uğultu ise direk intihar sebebi. kapalı yer fobimde var sanırım yer yer buhran olarak meydana çıkıyor. ama bütün bunların konumuzla alakası yok.


bu şehrin en güzel hali ne diye sorsanız bana sabaha karşı 4 6 arası derim.
böyle bir muhteşemlik, böyle bir yalnızlık böyle bir masal olamaz.
üşüyorsun. malum denizden denizden esiyor. ama bir yandan öyle güzel ki.


insan istanbulda yaşayıp da bir kez olsun sabahlamamışsa aslında yaşamamştır.
cihangirdeki o tepeden gece ayın denizde oynayışına gönlünü kaptırıp dalmamışsa, bir yanda galatakulesi karşıda saray burnu yüreğinin sonsuzluğunu o karanlık geceye meze etmemişse yaşamamıştır.

çok az kullanırım bu tabiri.
ölmeden önce yapılması gereken şeyler listem olmadı hiç bir zaman.
ama bu yapılmalıymış meğersem.


sabah güneşin ışıklarını her yerde bulup da kendisini karaköyde bulamamak. sonra galata köprüsünün üstündeyken o koca bir şeftali gibi yepyeni bir güne doğarken. onun yükselişini görmek.

dünya dönüyor demek.
kıpkırmızı gözlerle başını yaslamak...


sabah görüşülen ablanın "aşık mı oldun sen ne bu gözlerin ışıl ışıl?" sorusuna ise bütün hücrelerle uykusuzlukla "evet!" cevabını vermek. "evet hem de daha önce hiç olmadığım kadar, bir şehre aşık oldum ben!"

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...