8 Eylül 2011 Perşembe

google'a "irtifa kaybediyoruz" yazınca bir filmden replik çıkıcak sanmıştım ama çıkmadı.
hatta şöyle bir şey hayal etmiştim.


"-irtifa kaybediyoruz kaptan.
-çabuk pencereleri açın ve ağırlık yapan her şeyi atın.
-ama bu çok tehlikeli kaptan kabin basıncı...
-bazen risk almak gerekir evlat."

evet tam olarak böyle bir şey hayal etmiştim ama irtifa kaybetmeyi çok fazla özümsediğimizden bir uçak içi muabbetten ziyade ruhsal, ekonomik ve seviye betimlemelerinde kullanır olmuşuz.
tam bu satırları yazdıktan sonra bir de irtifa kaybediyoruz kaptan yazdım ki bi nebze hayallerime yaklaştım.

    "-Göstergelerde problem var. Dikey hızı göremiyorum. Galiba irtifa kaybediyoruz. Kaptan’a haber verelim.
    Kaptan Marc Dubois: Neler oluyor
    Bonin: Hızı göremiyorum. Galiba irtifa kaybediyoruz.
    Dubois: Denizden ne kadar yüksekteyiz
    Bonin:  Ne demek denizden ne kadar yüksekteyiz... Anlaşıldı, hızı azaltıyorum
    Dubois: Kanatları dengede tutun
    Bonin:  Ben de bunu yapmaya çalışıyorum.
    Robert: Tırmanışa geçiyoruz
    Dubois:  Hayır... hayır sakın yükselme
    Robert: Kontrolü bana ver
    Dubois: Yukarı çekerken dikkat edin
    Robert: Dikkat mi etmeliyim
    Dubois: Evet dikkat etmelisin, 4 bin metredeyiz
    Uçağın bilgisayarı: İniş seviyesi
    Dubois: , Hadi çekin
    Bonin:   Çekiyoruz... çekiyoruz
    Dubois:  10 derece eğim..."

şimdi teknik bilgim olsaydı da bunu tamamlayaydım. pek isterdim açıkcası.

yaşanmış bir diyalogmuş. "ne demek denizden ne kadar yüksekteyiz.." den sonra ve hatta sırasında hiç bir küfüre suya sabuna dokunmadan bir nefes alıp "anlaşıldı hızı azaltıyorum" demek bambaşka bir şey olsa gerek.

kendimi bangi campink yapmış gibi hissediyorum. ben o kadar hızlı düşmüşüm ki iç organlarım bana yetişememiş gibi. onlar yukarda kalmış. ya da farklı frerkanslarda titreşiyoruz gibi. içimde organlarımı kontrol eden bir kontrolör gurubu olsa idi böyle bir konuşma yapsınlar isterdim.
bugün sabah işe gelirken tıklım tıklım otobüste adamın teki kalkıp beni oturttu yerine. inecek hemen sandım yok taksime kadar gitti. o kadar mı kötü gözüküyorum diye düşündüm bütün yol. birazında da uyukladım.
bir kaç gündür az uyuyorum. ondan olsa gerek. bi insana çok lazım bi şey varsa o da uykudur.


"-rüya gibi.
-rüya olsun ister miydin.
-evet."

tuhaf bir diyalog. hadi itiraf edelim. ama üstünde konuşmalayım. bazen üstünde konuşmayı sevmem.bazen çöpe atmayı severim. ama çöpü çıkarmayı sevmem. eve bir misafir geldiğinde en çok o veda anında eline çöp tutuşturma anını severim.
"ben çöpe attım. hadi sen de çöpü at."

bir yerlerde ciddi çeviri hataları yapıyoruz. elin adamı tek kelimede anlatırken biz paragraflar döşüyoruz. uzattıkça uzatıyoruz. huyumuzdur, uzattıkça konudan sapıyoruz. sonra bir anda "o değil de" koşuyor imdadımıza konuyu komple siktir ediyoruz. çöpe atıyoruz. çöpü dışarı çıkarmadığımızdan çöp kokuyor. her yeri bok götürüyor.
temizlemekten hoşlanmayanlar için benzin öneririm. ha bir de benzini alevlendirmek için zippo ile yakılmış sigaranın son nefesini tek geçerim. ama bu benim tercihim.

bence hayatın en büyük eksikliği "save" tuşunun olmayışı. bundan daha önce bahsetmiş miydim? o zaman zippoyada benzine de gerek kalmazdır. çöpler kokuşmazdı. hatta kokocak şeyleri çöpe bile atmazdık belki. ders almak değil de. hadi onu gördük bi de böylesini görelim deniyelim düşüncesi.

7 yorum:

Xibalba dedi ki...

nasıl bi içinden konuşmaktır çok eğlenceli:D
çöp konusunu misafire ayıp olur diye hiç vermedik keşke vereydik.Eski evimizde arkadaş derse geç kalcağı için apartmanın giriş kapısının önüne bırakmıştı çöp poşetini,sonra tüm apartman bizden şüphelendi gün boyu kapıyı çaldılar,açsak suçumuzu kabul etmiş olcaktık,açmadık karanlıkta yemek yedik,camdan içeri baktılar yerlerde süründük o gün,gece yarısı atmıştık:) Şimdi allahtan yeni evimizde her akşam zorla alıyolar:)

kırmızı dedi ki...

gelen misafirin arabası yoksa bence her daim yapılabilir bir şey. alıştırma meselesi bir de. ilk biraz afallıyorlardı ama artık şimdi onlar hatırladıyorlar asansör beklerken. çöp yok mu diye.
her akşam çöpün alınması konforu ise bambaşkadır heralde. :)

Xibalba dedi ki...

valla o parayı bana verseler ben de her akşam çöpü alırdım boşversene konforu:)
anlaşıldı size misafirliğe gelinmez:P

kırmızı dedi ki...

yalnız misafir de çok ucuza gelmiyor hani. :)

Xibalba dedi ki...

tamam evinizin neyi eksik çöp atmayız ama :P

kırmızı dedi ki...

üzgünüm başlangıçta sözleşme yapıyoruz. çöp en önemlisi. her evin kuralları vardır. bilirsin.

Xibalba dedi ki...

peki dediğin gibi olsun bakalım:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...