gündüz de yağıyor ama işi gündüz yağmak olduğundan değil. sanki gece her şeyi bitirememiş de ertesi güne sarkmış gibi. bazen insan öyle kavga ediyor. içinden bişiler demiş de sonu kavgaya denk gelmiş gibi. başını hiç bilemediğimizden, (bilemediğinden bilemediğimden bilememesinden) barışamıyoruz. barışmak bir yana kavgamız büydükçe büyüyor.
herkesin ilişkisinde sırları var. bu sırlar çevresinden sakladığı değil. sevgilisinden sakladıkları. bal ayında içi atmakta sıkılınmayan ama zaman geçtikçe içte büyüyen minik sırlar. bu oyun bunlara dairdi. çok güzel bir oyunculuk vardı. çok güzel gidememe vardı. çok güzel sarhoşluk vardı. özlediğim tiyatro gibi tiyatroydu. küçük sahneyi ben ayrı bir seviyorum sanırım. ordaki oyunları hep bir beğeniyorum.
kavga ederek tutkularını yaşatan çiftler var. biz de onlardan biriyiz. kumandalar gibi tekleyen eski tüplü televizyonlar gibi vurunca düzelen her şey gibi. kavga ettikçe rahatlıyoruz. ama işte hani diyor ya sen karşındakinin hayalindeki olmadığını anladığında ya da kaşındakinin hayalindeki olmadığını anladığında işler sarpa sarıyor. araba freni boşalmışcasına bir duvara tosluyor. bundan sonra iki yol var. ya hurdacı ya da ordan burdan parçalarla tamir etmek. ve sonra elimize aha şimdi doğan bir eskisi gibi olmaz sorunsalı.
ve daha da güzeli eskiden nasıldı ki sorusu aslında..
oyun gayet sade, yalın sıcaktı. dekoru güzeldi. kostümleri güzeldi ifadeleri güzeldi. bir de o kadar gerçekti ki oyunun oyunluğu hakkında yorum yapamıyorum. tabiki aslında çok klişe bir konu. zaten adı üstünde herkesin bildiği sırlar. ama yine de insanı dürten konular. fotoğraf banyosu ile ilgili benzetme çok güzeldi mesela.
"bir fotoğraf çekersin, karanlık odaya gidersin, banyo edersin ilacı dökersin heyecanla bi de bakarsın istediğin bu değildir."
hani o da güzeldir kötü değildir. ama senin çektin sandığın şey o değildir. bozuk değildir. sadece sen başka bir şey çektin sanmışsındır. bu kadar basit.
ilişkilerde haklı haksız yoktur. suçlu suçsuz yoktur. sadece kendini ifade edememe. ve bizim büyük çaresizliğimiz beklentilerimiz vardır. o kimselere söylemeden içten içe beklediklerimiz. bize sunulan şeyleri bile göremeyecek kadar çok yolunu gözlediğimiz şeyler.


