evli ve filmli günler devam ederken yavaş yavaş salona yerleşme operasyonum son buldu. battaniye yorgan derken en son yastıkları da kapmamla birlikte l koltuk bana yatak oldu. odanda koca yatağın varken neden buraya geldin sorusuna ise akıllara durgunluk veren cevabım "benim odam soğuk!" akıllara durgunluk veren faslı ise aslında soğuk olması akla mantığa sığmıyor. ama gerçekten soğuk.
uğur her aradığında bende başka bir felaketle karşılaşıyor ve en sonunda tamam ben geliyorum dedi. ev çok kötü çok dağınık hastayım ben dedim. olsun toplarız dedi. ne çok seviyorum ben yahu onu.
hot dog ister misin dedi. yok yok sen gel dedim. sonra durdum "kestanee.." dedim. bunu bir sihirli sözcükmüş gibi söyledim.
evet yaklaşık olarak pazar gününden beri tek öğünüm ıhlamur iken bu sabah canımın bulgur pilavı istemesi(tabiki yemedim) ve akabinde kafamda kokusu tüten "kestanee.." iyileşme belirtisi bence.
pişmemiş getir evde yaparız dedim ama bakalım. pişmemiş bulamıyorum dedi. kulağım kapıda. her türlüsüne razıyım.
uğur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uğur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mart 2011 Perşembe
21 Kasım 2010 Pazar
özet.
başladığın yere geri dönmek.
git koş dolaş gel.
ne anladım ben bundan?
gidip gezip de aynı yere dönünce hiç gitmemiş gibi oluyorum. sanki bi daire, elips yada hani şu küstümün hayatıma orta okulda soktuğu bulmacalı şekiller gibi. o düzgün çizerdi ben karıştırırdım. ama çok çalıştım artık kendi çapımda benimkilerde bi derece düzenli. hem düzen önemli değil bu betimlemede. başladığı yere dönmek.
başladığı yere dönmemeli insan.
dönünce hiç başlamamış gibi oluyor.
evdeyim.
uğur arasada çıksak istiyorum. ama arasa çıkamayızda sanki.
yine de arasın bi yerlere gidelim diye ikna etsin beni.
ama yok yok yok!!!
ankarada o!
tunalıdalar küstüm marlis ve o..
fotoğraf falan da çekinmişler..
bu sefer 3g le aramadılar beni..
arasalar iyiydi.
evde durdukça alınganlaşıyorum. alınganlaştıkça içime kapanıyorum.
ankaraya gitmek istiyorum.
ben de.
ama ateş alıp dönerim. çok durmam.
ablamla evdeyiz. sanki aylardır falan hiç çıkmamışız gibi. ben üstümden pijama çıkarmıyorum. o uzun hırkasını. le koltukta oturuyoruz. mutluyuz. o sürekli yemek yemekten bahsediyoruz. bi ara ki bu ankaradan döndüğüm sulardaydı bende bir hastalık boyutundaydı ama şuan liderlik ablamda. tatlı tuzlu farketmiyor işin ilginç yanı. yemeh olsun yeter gibi bi durumdayız.
sıkıldıkça trakya ağzıyla konuşuyoruz. aman bea sende diyoruz. gülüyoruz.
kitap okumaya tekrardan başlarımsıyım.
kitap okumak benim için bi kaçışmış bunu farkettim. aylardır kaçmadığım hiç bi şey olmadığından okumuyormuşum. ama ne zamanki ödev hazırlamak gerek oldu vizeler kapıyı çalar oldu kitap açıp hayata yorganımı çekip kitap okumaya başlıyormuşum. ahahha. hadi bakalım diyorum.
to do list var bi de.
to do list ler korkunç şeyler.
"es muss sein" lerden ölene kadar nefret edeceğim. peki ben ne yapıyorum??
es muss sein hakkında konuşasım var.
bir de emrah serbes. ama emrah serbes konusunda küstümden biraz çekiniyorum.
git koş dolaş gel.
ne anladım ben bundan?
gidip gezip de aynı yere dönünce hiç gitmemiş gibi oluyorum. sanki bi daire, elips yada hani şu küstümün hayatıma orta okulda soktuğu bulmacalı şekiller gibi. o düzgün çizerdi ben karıştırırdım. ama çok çalıştım artık kendi çapımda benimkilerde bi derece düzenli. hem düzen önemli değil bu betimlemede. başladığı yere dönmek.
başladığı yere dönmemeli insan.
dönünce hiç başlamamış gibi oluyor.
evdeyim.
uğur arasada çıksak istiyorum. ama arasa çıkamayızda sanki.
yine de arasın bi yerlere gidelim diye ikna etsin beni.
ama yok yok yok!!!
ankarada o!
tunalıdalar küstüm marlis ve o..
fotoğraf falan da çekinmişler..
bu sefer 3g le aramadılar beni..
arasalar iyiydi.
evde durdukça alınganlaşıyorum. alınganlaştıkça içime kapanıyorum.
ankaraya gitmek istiyorum.
ben de.
ama ateş alıp dönerim. çok durmam.
ablamla evdeyiz. sanki aylardır falan hiç çıkmamışız gibi. ben üstümden pijama çıkarmıyorum. o uzun hırkasını. le koltukta oturuyoruz. mutluyuz. o sürekli yemek yemekten bahsediyoruz. bi ara ki bu ankaradan döndüğüm sulardaydı bende bir hastalık boyutundaydı ama şuan liderlik ablamda. tatlı tuzlu farketmiyor işin ilginç yanı. yemeh olsun yeter gibi bi durumdayız.
sıkıldıkça trakya ağzıyla konuşuyoruz. aman bea sende diyoruz. gülüyoruz.
kitap okumaya tekrardan başlarımsıyım.
kitap okumak benim için bi kaçışmış bunu farkettim. aylardır kaçmadığım hiç bi şey olmadığından okumuyormuşum. ama ne zamanki ödev hazırlamak gerek oldu vizeler kapıyı çalar oldu kitap açıp hayata yorganımı çekip kitap okumaya başlıyormuşum. ahahha. hadi bakalım diyorum.
to do list var bi de.
to do list ler korkunç şeyler.
"es muss sein" lerden ölene kadar nefret edeceğim. peki ben ne yapıyorum??
es muss sein hakkında konuşasım var.
bir de emrah serbes. ama emrah serbes konusunda küstümden biraz çekiniyorum.
Etiketler:
3g,
ankara,
emrah serbes,
es muss sein,
istanbul,
küstüm,
marlis,
pijama,
to do list,
uğur,
yemek
Kaydol:
Yorumlar (Atom)