sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2010 Pazartesi

bırakmak

bırakmak fazla beylik bir sözcük. bu yüzden kullanmayalım. bırakmak olmasın. ara vermek gibi sakız bir kelimeye de tenezzül etmeyeceğim. bu yüzden yapılan eylemi sadece olumsuz dilek şart kipinde çekeceğim.

sigarayı bırakmak değil de.
içmeyeyim ben o zaman demek.

seni unutacam olum çok pis sildim seni kan tükürsün adını seni anan dudaklar demek yerine (ki o şarkının konsepti aslında bambaşka)
sevmeyeyim artık seni demek.

yani ne gerek var. bi bırakma eylemine gerek yok. bırakmak fazla kesin. kesin çizgiler yüzünden bu kadar yara bere içindeyiz zaten. en güzeli bu. yapmayayayım en iyisi. en iyisi bu çünkü. düşünmeyeyim. hatırlamayayayım. yaya yaya konuşurşam çok daha hoş oluyor bu. eze eze.
yeni tanıştığım fazla samimi olmadığım kimselere tahammül konusunda kendimi aşıyorum bazen şaşırıyorum. kafasına içimden pat pat vurmak geliyorken bazen inanılmaz sakin "ahhaha canım benim bak öyle değil böyle bıdbıdbıdbıd" gibi açıklamalar yapıyorum. kendime inanamıyorum.
sinir olduğum insanlara "canım benim" diyorum.
"canım selim" der gibi değil ama bu. "küçük aptal" der gibi.
"canım benim", "hadi bi siktir git" der gibi.

*

bir sorun var.
hayır yine kitaplardan dem vurmayacağım.

herşey mojoda dans ederken uğurun beni sarsıp:
"ipek sen mutlu değilsin eğlenmiyorsun."demesiyle başladı sanırım.
bi kötü oldum o an. eğlenmiyorsun eğlenmiyorsun diye yankılandı kafamda. kimi kandırıyorsun dedi sonra. "burası çok havasız ben biraz çıkıyorum" dedim.

çıktım.

derin derin nefes aldım. o sırada aklıma tek bir şey geldi kovaladım. gitti. gözümde bir şeyler birikti. yanımda kalem yoktu aksa tazeleyemezdim ondan boşaltım işini erteledim.

**

sen başka bir şehrin sabahını yaşıyorsun. ben başka bir şehrin gecesini.

**

soğuğa karşı yürümeli öyle zamanlarda insan. soğuk donduruyor insanın gözlerinide ellerin kaskatı kesilse bile suçu soğuğa atıyorsun.
güldüm eğlendim sonra. beyoğlu koca yer. saklanacak çok yer var. başka yerlere gittik. daha havadar. daha mesut.

**

denk gelmeyeceğiz hiç. zamanımız tutsa mekanımız tutmayacak.


**

bir daha söylemedi o gece. gerçi sonrasında hiç ayık olmadı ondan belki. hem belki alkolsüz hayatı destekleme ve yaşatma şeysi yapmasaydım kendi içimde bende pek umursamazdım.

**

saatlerimizi ayarlayamayacağız hiç. ben 5 var derken sen çoktan 5 geçe olmuş olacaksın. ben güneş doğuşu derken sen batırıyor olacaksın.

**

bazen umursamazca yürüyor insan. kendine bir film seti kuruyor dünyadan. ve orda kalabalık sokakta yalnız yürüyen gencin bunalımlı dünyasını yaratıyor. hızlı adımlarla. yakalanması gereken şeyler var zira. her şey mükemmelken lanet bir korna her şeyi bozuyor ama. istiklale araba sokan zihniyete sövdürüyor böyle anlar. adımlar hızlanıyor.

**

..


**

bazen bazı şeyler pat diye oluyor. pat diye çağırılıyor bazı düşünceler. pat diye bir yağmur başlıyor taksimde. kim tükürüyor lan diye düşünürken bardaktan boşalmaya dönüyor iş. aklına yine aynı düşünceler geliyor. kovmakla gitmiyor biliyorsun. kaçıyorsun. aklından kaçıyorsun.
al aklım senin olsun diyip, onu orda bırakıp rastgelen bir yerlere giriyorsun aniden. ani dönüşlerle şaşırtmalar yapmaya çalışıyorsun. atlattık!!

**

burda yağmur yağar ben ıslanırım. sen bir güneş türküsü tutturursun..

**

bok atlattık! daha iki kadeh içmeden enselenirsin öyle.

**

neden böyle oldu lan?

**

suçlu suçlu dondurduğun göz yaşların çözülür bir anda.

**

neden gittim ulan?

**

sigara arar insanın eli öyle anlarda. gözüme kaçtı ondan bana çok dokunur diye bilmek için. yanlış yerde yaktın ablacım. pahalı mekan burası barmen uyarıyor bak. 65 lira yazan panoyu gösteriyor.

**

önce sen gittin ulan!

**

bunun için ağlanır mı mesela? bir sigara bile yakamıyoruz. paramızla rezil oluyor. hadi koşup ucuz barlara gidelim.

**

gitmesek iyiydi..

**

iki sokak yukarısı? hangi aradaydı? dur biraz şurda oturalım. daha iyi olur belki her şey.
pardon buraya servis var mı?

**

sahi ama artık çok geç değil mi?

**

**

**

25 Ekim 2010 Pazartesi

karanlık

fazla aydınlık.
sevmiyorum bu kadar aydınlık.
güneş olmazsa ısınamıyorum belki ama istiklalde hep güneşsiz taraftan yürürüm. güneş gözümü alır asabi olurum.
ama şu saniye bahsettiğim ışık zaten güneş değil.
şehir ışıkları.
fazla aydınlık bak. her yer açık. her yerin ışıkları son ses.
sevmiyorum kapatalım.
karanlık olsun her yer. gece dediğin öyle olur.
sen ben ve sigaranın yanan ucu. tek ışık kaynağı bu olmalı.

balkona çıktık mı karanlık olmalı mesela.
balkona çıkalım şu saniye.
sen duvara yaslan ben demire oturayım.
düşeceksin de. ama bunu herkesin dediği gibi deme. düşeceksin ve ben düşmüş insan görmeyi sevmem der gibi deme. düşersen yaşayamam der gibi de. düşersen arkandan atlarım der gibi. ya da düşmem kalmam umrunda değilmiş de sadece yanına çağırmak istiyormuşsun gibi..
korkma düşmem diyeyim sana. henüz düşmem. sen ordasın karşımdaki duvardasın. bak tutunacak henüz bir şeylerim var. parmaklıklardan çok daha fazlası.
sen ben ve sigaralarımızın yanan ucu. bir de bulutarın arkasına saklanmış yarım yamalak bir ay. başka hiç ışık yok. dün gece anarşist bi grup gelip bütün ışıkları lambaları ışıklı tabelaları indirmiş. biz karanlıktayız.
karanlıkta susuyoruz. karanlıkta susmak dert değildir. bütün kelimeleri karanlık almış götürmüş der insan. ve buna inanır. birbirimizin karanlıktaki siluetlerine bakıyoruz. sigaralarımız bitiyor. bütün karanlık.
sonra biz zippo sesi.
ateş.
yeni sigaralar. yakmak için yaklaşıyorsun. seni çeksem ve atlasak aşağı bu karanlık gecede?
hayır henüz değil. henüz sen karşımdasın.
henüz kilometrelerce uzaklıkda da olsan karşımdasın.
sen ben ve ikimiz için yaktığım kaçak sigaraların yanan uçları.
güzeliz bu gece ellerim üşüyor. hava soğuyor bak.
ay nerde?
ay da gitmiş. büsbütün karanlık.
vazgeçmek için güzel bir gece. parmaklıkların soğuğunu bırakmak için..
ama hayır henüz erken..
henüz karşımdasın. yanıp sönen bir telefon ışığındasın.
bir cevapsız aramadasın.
açmamışım bak. açamamışım.
söyleyecek çok şey olduğunda hep susarım.
uzun bi süre sustuktan sonra konuşmak mantıksız gelir.
uzun süreli susmaların ardından söylenen söz hep tehlikelidir. zira sanki bütün susma boyunca o cümleyi/kelimeyi düşünmüşsün sanırlar.
ama sen öyle sanmazsın değil mi mesela?
şuan "özledim" desem sana. bunu aylardır düşündüğümü sanmazsın. aylardır susuyor muyuz yoksa? o kadar oldu mu? en son ne zaman? hayır açmayalım bu konuları. ensonnezamanlara girersek üzülürüm. ensonçokzamanöncedir belki. bakmayalım hiç tarihe. bu geceye bakalım.
sen ben ve soğuk parmaklıklar. soğuk ama sıkıca tutunuyorum hala..
sen hala ordasın.

zippo sesi.
ateş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...