çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2011 Perşembe

yeni doğmuş kitap kokusu.


mutluluk!
geçenlerde raflarını internette paylaşmış çanakkalede bir sahafa denk geldim. o da nesi malina!!! geç bir saatti. gözümü kırpmadan sabahı bekledim. ertesi gün hemen aradım. "gerçekten malina var mı? dedim. "pardon siz gerçek misiniz?" dedim. evet biz gerçeğiz dediler sevindim. biraz daha kurcalayınca günlerin köpüğü ilişti gözüme tamam dedim ikisini sipariş edeyim gelsin. tam tamam dedim bir kargo parası uh. ama 100 üzeri alışverişlerinizde kargo bizden hımm..
evet bir alışverişkoliğin maceraları tadında bir kitap var. okumadım ama tahmin edebiliyorum. bu hikaye benden onun yazarına gitsin.
trajik ama evet 100'e tamamladım. sigara almak için evdeki 10 kuruşları toparlamaya didinirken tek celsede evet siparişi verdim gitti.

bugün geldi paket.
hepsine sarılmak istiyorum ayrı ayrı. herkesin bir takıntısı vardır. yadırgamamak lazım. kabullenmek lazım. böyle sevmek lazım. tek hayal kırıklığı, ben dostoyevski varlık ama eski varlık takıntısı bir insan olaraktan o varlıkları eski varlık gelecek umuduyla söylemiştim. ama olmadı.

..

insanları kurcalamamak lazım.
insanlar bozulur.
bu yüzden çocuk düşünmüyorum. çocuğunuzu kurcalamak zorundasınız. ben bozuk şeyleri tamir konusunda sadece rotring tamir etme aşamasındayım. bilgisayara bi şey olsa mesela. gözlerimi doldurur çevremden yardım isterim.
..

bazen iki insan ince bir ipte yürürken karşılaşır. ikisi ne yapacağını şaşırır. eli ayağına dolaşır ve ikisi de aşağı düşer.
düştüm. yere çarpmadım henüz. ama bir sıcaklık var yerden gelen. hadi bakalım.
-pardon magmada inebilir miyim?
-orası son durak zaten abla.
(dolmuşta gülüşmeler.)


15 Mart 2011 Salı

sana sarı laleler aldım çiçek pazarından yazısı.

laleleri bilir misin sen küçüğüm?
susuz bırakırsın boyunlarını bükerler sonra vazo bulup buluşturup suya koydun mu dirilirler adeta. inanamıyor insan değil mi ay yüzlüm?
göremiyorsun bir de o anı. saatlerce gözlerimi diktim baktım. bi türlü o hareketi yakalayamadım. zaten yelkovanı da hareket ederken yakalayamazdım ben.
nasıl bir anda ilerliyor o öyle. o tık anını neden göremiyorum ben hiç. değişim anlarını hiç göremedim ben. hep gittikten sonra farkettim. giderken farketsem belki... yok hiç sanmıyorum dürüst olalım.

konu karıştı lalelerden açmıştık değil mi? sana sarı laleler aldım çiçek pazarından.
teşekür ederim aşkuş ama bak onlar lale. onlar diriliyor onlar canlanıyor. bilmem kaç derecede bambaşka renk açan laleler var uyuduğum biyoloji dersinden kalmış aklımda. rengi aynı kalıyordu da yaprağı mı kıvrık oluyordu.
öyle mi olayım. öyle değişken mi olayım?
bir şeyi beklerken her şeyiyle düşün çocuk suratlım.
kötü örnek örnek değildir deme. bir şeyin iyi yanlarını alamazsın hiç bir zaman üzüm gözlüm. onun o iyi yanlarını inşaa eden nelerdir sanıyorsun sen gül dudaklım.
hem bak ne dicem. sarı lale ayrılık be nar tanem. ne yaptın sen? sen bir şeye başka anlamlar yüklesen de her şey tdk da yazıldığı gibi aslında.

"-gerçekten çiçek pazarından mı?
-gerçekten.."


12 çocuğumuz olsun. olsun mu?
bugün "evlilik birlikte bir apartman yapmaktır" lafı ilişti kulağıma muhtemelen mühendisti bunu diyen. imzada temel atılıyormuş her çocuk bir kat. ahahah
zemin artı 12.
çok yüksek değil mi?
temeli sağlam atarsak. ahhaha.

20 Şubat 2011 Pazar

Kars Günlükleri-3

İnsan beyni fazla eksi derecede çalışmıyor sanırım. Çevrem bir sürü manyaklık sınırını zorlayan insan dolu.
“abi bi 7. Parkur varmış. Çok dikmiş ordan ters ters kayalım. Puhahhaha eğlence olur” mantalitesinde çılgın gençlik. ve daha da sinir bozucusu çılgın yaşlılar. 80nine kırık merdiven dayamış amcalarımız kar gözlüklerini takıp bu eşsiz çılgın sporu icra etmekte.
Ben ise bir iki kayıp “ay oy çok yoruldum ben” cümleleriyle zirvedeki dağ evine kurulup” bana sıcak bir şeyler getirin” diyip kitabı açtım. Sahlebi masaya bırakırken kulağıma çalınan “afiyet olsun ‘küçük hanım’” bi tuhaf yaptı beni. Burada bana herkes ‘küçük hanım’ diyor. Siz benim kaç yaşımda olduğumu biliyor musunuz diyesim var. geçen de sigara alırlarken kimlik sordular. Vallahi gençleşiyor muyum ne? Gerçi ipek çıkarıp çat diye ehliyeti gösterince pek karizmatik oldu. Neyse nerde kalmıştık? Kars. Ki hala kalıyoruz.

Kar botu dünyanın en iğrenç şeyi. Bu da böyle biline. Ben gelemiyorum öyle bağlayıcı ağır şeylere. Ben bileğime bileklik bile takamıyorum ayol. Daralıyorum. Afakanlar basıyor beni. Siz tutmuş bana neler neler yapıyorsunuz.
Tamam. Kar güzel şey. Doğa güzel şey. Temiz hava hoş şey. (sigarasızlık başa bela) sahlep eşsiz lezzet. Sıcak şarap soba kestane bunlar mükemmel mükemmel. Ama soğuk bana göre değil. Gerçi soba yanında mayışan kedi olmak harika bir şey.
Telesiyej de eğlenceli epey. Hele uğurla Nişantaşı-taksim arasındaki teleferiği keşfettiğimizdeki sevinci düşüncek olursak evet teesiyej harika bir şey. bir film tadında her şey. ama sürekli her yerde açık bir televizyon olmasından mıdır nedendir bilemedim bu bir zeki demirkubuz filmi be anacım. Sanki her yerde bir imge var. bir şey var. mesela arka masadaki adama dikkat etmem gerek o aslında aynı zamanda oteldeki resepsiyonist falan. Böyle gerginlikler yaşıyorum.
Derken bir çocuğun masum sümüklü yüzü alıyor beni bu telaştan. Yanında ilk bakışta abisi olduğunu düşündüğüm ondan taş çatlasa 3 yaş büyük çocuk onu sakinleştirmeye çalışıyor. Dayanamıyorum. Noldu sana diyorum. Ağlamayı biraz azaltarak cevap vermiyor. Onun yerine abisi olduğunu düşündüğüm çocuk cevaplıyor beni. “babası gitmiş onu bulamıyormuş” diyor. Ben üşüdüğünü düşünüyorum gel sobanın yanına gidelim diyorum. Başını öne eğip utangaç utangaç bakıyor yüzüme. Gel o zaman fotoğrafını çekelim diyorum. Hemen siliyor sümüklerini. Gülmüyor ama çakmak çakmak bakıyor. Bazen kaçırıyor gözlerini. Ama ağlamıyor artık.
Bu sırada bir sıcak çikolata içiyorum. Sonra gözüme bailey’s ilişiyorç bailey’s dünyanın en hoş içkisi olabilir. İçki demişken volkan gelmiş. Viski getirmiş midir acaba? Kedi canını onun demek istiyorum.

Konuyu dağıtıyorum. Zeki’ye bu bol durmalı, bol manzaralı çoluklu çocuklu filmde bana yer verdiği için selam eder, yapımda ve yayında emeği geçenlerin gözlerinden öperim.

10 Aralık 2010 Cuma

saat: 01:53

saat 01:31

ozan bu son şarkı diyip gitti.
ondan önce bloga yazıyorum dedi. adresini vermedi. içerledim.
bi yarım saattir dudağımda döndürdüğüm sigarayla balkona çıktım.
hava soğuk.
elif cumartesi kar gelecekmiş dedi.
o kadar soğuk değil ama. ankara ayazı gibi değil yani. ankarada şu saatte çıksan daha fena donarsın.
üstümde hırka. duvara oturup ayaklarımı demire uzattım. yer pis geldi gözüme. dışarısı sonuçta. dışarısı genelde pistir. demir de dışarda demirde pis ama ince en azından. az pis değil ama temas ettiğim pis alan az.
çakmağın sesi düşündüğümden kat be kat fazla yankılandı.
in cin raks ediyordu diyemem ama dükkanlar kapalıydı işte. bir sokak saat 01:33 de nasıl olursa öyleydi.
evlerin perdeleri hayatları muhafaza etmiş. biri tam o sırada bi apartmana girdi. ışık yandı. biraz sonra söndü.
hırkamın önünğ kavuşturdum.
titredim.
topuk sesi duyuldu.
benden gelmediği sürece topuk sesinden hoşlanıyorum sanırım.
hele böyle çok alakasız zamanlarda.
bizim sokağa döndü bir çift ara sokaktan çıkıp. hararetli bi kavga başladı.
tuhaftı.
tam göz hizamdaydı. bakmamak elde değildi. tartışma konusunu anlamadım. aa yürümeyi kesip itelemeli bir kavgayı bana oynamaya başladılar.
ilginçti. ses yükseldi.
sonra çocuk kızı tuttu.
öpüştüler.
gecenin bu saati sokak da öpüşen çift.
fazla romantik.
sonra yürümeye devam ettiler. sanırım kız haklıydı ve bu öpüşmeyle noktalanan kavga onu kesmemişti. alçak sesten devam etti.
caddeye kadar böyle yürüdüler. çocuk elini tuttu.
kız bıraktı.
bi an için ben mi uyduruyorum acaba dedim.
belki de ben uydurmuşumdur?
fark eder mi?
caddeya gelip köşede beklediler.
sonra bir taksi geldi.
ikisi de arkaya bindi.
gittiler.

içimden söylediğim şarkı en son çalan şarkıydı.

ah bu şarkıların gözü kör olsun.

arabaları saymaya karar verdim.
1 araba.
2 araba.
3..

8. bizim sokağa döndü.
9 araba
10
..

12. bizim sokağa döndü.
13 de.
..

21 oldu. black jack! dedim. sigaramı attım. tam o sırada çöp kamyonu geçti. saysam mı saymasam mı bilemedim.
21 de kalsın.
21 güzel.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...